Proje

01-projeDünya, hızla sosyal, kültürel, ekonomik ve ekolojik yok oluşa sürükleniyor oluşun panik içinde tartışıldığı bir gezegen haline geldi. Çare olarak “sürdürülebilir” kavramı ortaya atılmış durumda ve ekonomiden, ekolojiye, çözüm sancısı içinde, sosyal-kültürel-bilimsel her konuda bu pencereden bakışla bir “SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM” arayışındayız.

Oysa on binlerce yıldır süregelen bir hayatın içindeyiz ve tarihin derin bilgeliği, aslında tek yol gösterici olarak önümüzde duruyor.

‘Bir başka yaşam mümkün’ biliyoruz ve fakat nasılını biliyor muyuz?..

güneş doğudan, batıya yükselir!

İşte bu gerçekten hareketle, insanlığın içine düştüğü bunalıma kesin bir çare bulmak değil belki ama parlak bir ışık tutmak gayesiyle, tarihi İpek Yolu’nun kadim bilgeliğine kapı aralamak isteğidir bu seyahat projesi.

“İnsanlığın kadim ayak izlerinde, bugün bizlerin hayatını hâlâ zenginleştirebilecek ve değiştirebilecek, iyiye-doğruya-güzele bizi yöneltecek, insanlığımıza ve medeniyetimize şifa olacak şeyler nelerdir?” sorusuna, insanlığı ve medeniyetleri birbirine bağlayan tarihin o en eski yolunu, iletişim-etkileşim ağını hatırlamak, hatırlatmak, tekrar gözden geçirerek ışık tutmak hedefindedir bu seyahat belgeseli.

Tarihin kaçırılmış fırsatlarını, medeniyetlerin heba edilmiş kazanımlarını, ‘ilk adım’dan başlayarak insanın en eski rotasında aramak…

Sürdürülebilir Yaşam, ancak ‘yaşanabilir bir doğa’da mümkündür. Sürdürülebilir Yaşam‘dan bahsettiğiniz an, arkanızdan sizi özlüm meleği gibi takip eden ‘Karbon Ayak İzi’nden kurtulmak ilk şart. Bilinçli bir “çevre” temelli yaşam biçimi, en basitinden; enerji tüketimini, sera gazı salınımını, hava, su ve gürültü kirliliğini azaltır; kentlerde park yeri için yeşil alanları katleden betonlaşmayı ve kırsalda bio-yakıt üretmek için doğayı mahveden sentetik tarım gerekliliğini yok eder; kişi sağlığı üzerindeki mükemmelleştirici etkisi ile daha sağlıklı toplumlar ve nesiller yetişmesini olanaklı kılar. Ve daha neler neler, biliyorsunuz…

İnsana ve İnsanlığa şifa arıyorsak, ‘Karbon Ayak İzi’nden kurtulmak belki bunun tek çaresi değil ama, başlangıç noktası ve sembolü; kapının anahtarı…

Üstünde yaşadığımız gezegeni paylaşan türlerin gelecek kuşaklarına borçlu olduğumuz bir hayat yaşıyoruz, buna dikkat çekmek üzere bugünün çocuklarına dünyaları versek yeridir, ama en azından dünyayı verelim çocuklara. Bu düşünceden hareketle bir sorumluluk hissi ile, İpek Yolu seyahati boyunca güzergah üzerinde karşımıza çıkacak ihtiyaç sahibi çocuklara, BİSİKLET hediye edelim istiyoruz. Elele verip, dünya çocukları için sosyal sorumluluk çabası içinde, hep birlikte.

Velhasılı, bu projeden hasıl olan murat odur ki;

Kültürlerin ve Medeniyetlerin “hayatın anlamını kavramak ve yaşamı değiştirmek” konusunda rehberlik açısından insanlık hafızasındaki tek geçer akçe olduğuna inandığım için; bugüne ve yarına, tek tek bireylere ve bütün toplumlara, insanlığın ‘keşfetmek’ için yürüdüğü ilk yolu katederek yine o kültürlerle medeniyetlerle buluşmak ve yeni bir ‘keşfetmek’ ihtiyacına yol göstermektir, bencileyin…
Güneş batıya, doğudan yükselir!

Kuzgun Nogay